31 Mart 2009 Salı

FourFourTwo Nisan 2009



En iyi 100 Türk Futbolcusu şimdiden büyük tartışmalara yol açtı, demek ki sahiden çok çalışmışız. Seçici jüride ben yokum baştan söyleyeyim kimler var: Rıdvan Dilmen, Güntekin Onay, Feyyaz Uçar, Melih Şendil, Nezih Alkış, Ersin Düzen...

Oğuz Çetin, kesinlikle iddia edildiği gibi Fatih Terim'in yanında figüran falan değil, röportajı bizzat ben yaptım, milli takım çalışmalarına bizzat şahit oldum. Benim zaten hiç şüphem yoktu, bu kadar teknik bir maestro, Fenerbahçe'deki ilk deneyiminde sadece duygusallığının kurbanı olmuştu. Kendi sözleriyle: "Fenerbahçe'nin başına o kadar toyken geçmem hataydı ama Oğuz Çetin, Fenerbahçe'ye nasıl hayır diyebilir ki?" Benim sözlerimle: Ölümsüz aşk dedikleri bu olsa gerek!

Boca Juniors'un yarattığı global altyapı devrimine sadece şapka çıkartıyorum, okurken kendimden geçiyor dönüp yetiştiğim doğduğum ülkeye soruyorum: Arjantin bizden daha fakir değil miydi? Her şey cüzdan meselesi değil işte!

Pele mi, Maradona mı? Futbol oynanmaya devam ettikçe hiç bitmeyecek bir tartışma. İbrahim Altınsay FourFourTwo'ya "Bence ikisi de değil, bir başkası" dedi. Bence de o başkası ama sizin fikirlerinizi çok merak ediyorum.

Zico röportajı çok güzel ama 2 sayfa Socrates bana ömür boyu yeter! Kaderin böylesi, yıllarca Socrates'le yapılmış küçücük bir röportaj, anekdot ararken bir anda çalıştığım dergide görmez miyim! Dünyalar benim oldu.

Hilal Gülyurt, aylar önce Sivas'tan İstanbul'a gelmişti staj yapmak için ama öyle bir 1975-76 model Trabzonspor yazdı ki Sivasspor'un Türkiye Ligi'ndeki çıkışı gibi maşallah...

Ronaldo, hayatımda en sevdiğim oyuncuydu, hâlâ da öyle. "Gerçek" Ronaldo'dan, Brezilyalı yaşayan efsaneden bahsediyorum. Sahi 2 yılda akla gelmeyecek şeyler oldu. Yine de geri dönmesi, gol atması futbolun ölümsüzlüğünden başka bir şey değil.

Liverpool efsaneleri birazdan devam edecek
Önce Grobbelaar çünkü en az hakkı verilen o bence!

9 yorum:

Kalenga dedi ki...

merhaba ali abi, dergiler bayiilere geldi sanırım? ona göre çıkıp alacağım birazdan da. :)

deNNis dedi ki...

Ali abi, onceLikLe GERCEK ronaLdo konusunda sana sonuna kadar katiLiyorum. Ilk posterini aLdigim GS disinda oynayan bir oyuncuydu.. Efsane... Ayrica hakki yenen dedigin Grobbelaar'in bir iki videosunu gordum bugun... Deliymis adam, resmen kacik.. Ama senden bekLiyoruz, bakarsin sirada Grobbelaar'in tisortunu aLma vakti geLmistir.. :)

Ali Ece dedi ki...

Grobbelaar'ı birazdan koyuyorum. Deli kelimesi onun için azdır çok az, her türlü deli hatta Ravelli bile Grobbelaar'ın yanında Einstein kalır
Dergi bayilere geldi geldi, sabahtan beri de 100 tane mesaj geldi, arayanlardan birisi bir futbolcuydu
Bana aynen şöyle söyledi: "ABi hani ben İbrahim toraman'dan 10 gömlek üstündüm!"
Bu vesile ile tekrar ediyim: Jüride ben yokum, yazı işleri müdürü böyle bir konuda jüride olmaz... Yoksa Toraman zaten en iyi 20. Türk futbolcu çıkmaz

Turgay Keskin dedi ki...

Liste gerçekten tartışma yaratabilir ama bu tür yazılarda tartışmalar hep olur zaten. Kristian Borell'in Goal'de yaptığı listeler hep eleştirilirdi. Gerçi Flippo İnzaghi'yi en iyi golcüler sıralamasında her seferinde ilk 3'e sokarsa bu eleştirileri normal karşılaşmak lazım. Bende hafiften gıcık oluyordum..

Tarjeta Amarilla dedi ki...

Yine dolu dolu kacirilmayacak bir sayi olmus anlasilan ;)

Ali Ece dedi ki...

Sevgili Tarjeta,
artık konuk blog olarak yazını bekliyoruz, teklif var ısrar yok, o ayrı.
Turgay Bey,
Siz de şu harika "O maç" ve "O şimdi nerede"lerinizden birkaç tane yollarsanız ayın 14'üne kadar çok mutlu olacağım.
Bu vesileyle bir kez daha derginin tüm blog kardeşlerime açık olduğunu belirteyim. Bu ay benim en beğendiğim, tekrar tekrar okuduğum yazı, blogları okurken çok sevdiğim Uluğ Sungur'dan geldi mesela... Dergi fırından çıktığında, o kadar mutlu oldum ki... Belki Liverpool, Beşiktaş ya da Celtic'te oynayamadım ama burada yarattığımız Törkiş Blog United takımında olmak bir kez daha bana yetti de arttı. Neyse Grobbelaar'ı bitirmem, blog'a koymam gerek... Bu arada Le Foot diye bir blog var yeni keşfettiğim, bilmem sizlerin de blog kardeşi mi ama mutlaka bir göz atın derim. Flying Dutchman'in son iki gündür yazdıklarını da okumadıysanız okuyun, her zamaki gibi şahane

deNNis dedi ki...

Ali abi, LeFoot'da bizim hemseri, KibrisLi, MagusaLi ve burada da ayni takimi, MTG'yi tutuyoruz..

Cok sevdigim bir bLog, iLerde guzeL suprizLer yapabiLiriz LeFoot iLe.. :)

Turgay Keskin dedi ki...

LeFoot gerçketen kaliteli bir blog, keyifle okuyorum..

Bu arada yazıları kısa tutmayı başarabilirsem 14'üne kadar göndereceğim.. :]

gkslsrt dedi ki...

merhaba,
bugün otobüs yolculuğundayken dergiyi elime aldım ve ancak 2 saatte ne kadar okunabilirse o kadar okudum. şunu söyleyebilirim ki son zamanların en iyi sayılarından biri olmuş. 6 pas kısmını detaylıca okudum, ege görgün'ün yazısı, çok sevdiğim ne dedi köşesi ve yeni eklenen fm bölümü felaket derecede güzel. şimdi sıra derginin iç sayfalarında orada da aynı tadı alacağıma eminim!