2 Kasım 2009 Pazartesi

SÜPER LİG, GERÇEKTEN NE KADAR SÜPER?!...

Bir ligin isminin başına "süper" ibaresi ekleyince o lig kafadan süper olur mu? Mesela gerçekten süper olan bir lig sadece kendi ülkesinde mi yayınlanır? Bu sezon oynanan global futbol liglerine bakınca "süper"likle ilgili çok enteresan bir durum söz konusu: Liginin başında "süper" ibaresi bulunan ligleri toplasan gerçek bir süper lig eder mi acaba...


Çin Super League
Irak Super League
Kazakistan Super League
Malezya Super League
Güney Avustralya Super League
Super League Yunanistan
Super League Belize
İsviçre Super League
Turkiye Super League
Malawi TNM Super League
Uganda Super League
Yunanistan ve Türkiye'yi bir kenara koyarsak daha çok Avrupa'nın adı süper olmasa da niteliği süper liglerine oyuncu yetiştirmek üzerine kurulu İsviçre'yi de ayırırsak geriye kalan 9 ligin toplamından bir karma sahaya sürsek mesela İngiltere 2. kümesi Championship'in dibine demir atmış Ipswich'e gol atabilirler mi?


Annemizin kendi kendini süper sanan ligine dönersek: Ulusal, aşırı milliyetçi kompleksler bağlamında Türkiye'nin ezeli rakibi olan Yunanistan'ın da bizim gibi kendi kendini süper ilan etmesi son derece ironik ve anlamlı. Tıpkı bizim bağnaz futbol ulemalarının ısrarla beğenmediği Galatasaray'ın Yunanistan'ın en iyi taraftar gruplarından birine sahip olan Panathinaikos'u deplasmanda silip süpürdükten sonra Fenerbahçe ile oynadıkları "klas"ı fazlaca eksik "Törkiş El Classico"da sahadan silinmesi gibi...
Ben küçüklüğümden beri hiçbir zaman bizim ülkedeki "süper" kavramını anlayamamışımdır. Önce Ajda Pekkan için "süper star" lafı icat edildi. Nasıl bir süper starsa dünyada müslüman kardeşimiz Malezya'da bile tanınmıyordu. Eee, işte işin sırrı burada: Türkiye toplumunda süperliğin ölçüsü estetik gerdirme operasyonları. Yüzünüz muşmula gibi mi olmuş, sorun değil çek bir estetik, al sana "süper star". Ama işte maalesef söz konusu müzikse, notalar gerdirilmiyor, gerdirilemiyor! Bugün bir Goran Bregoviç Londra'ya gitse 50.000 kişiye çalar ama bizim süper çakma "süper star" gitse 500 kişi gider onların da 499'u Türk, biri de Colin Kazım Kazım Richards'ın babasıdır!Çakma müzikal süperliğimizi yeşil sahaya uyarlarsak: Adana Demirspor - Livorno maçına kaç ayrı şehirden kaç Türk gitti, salt skorlara bakınca İtalya Serie A'nın asansör takımı olan Livorno'yu izlemeye? Peki, acaba Fenerbahçe - Galatasaray derbisi Livorno'da, Toscana'da hatta Roma'da oynansa Türk olmayan kaç kişi gider?

Acaba neden La Liga'da sergilenen futbol, estetik açıdan İngiltere Premier Lig'in
en az 2-3 yıldız önündeyken, dünyanın en çok izlenen ligi İngiltere'deki adında süper olmayan lig? Sorunun cevabı çok basit: İngiltere Premier Ligi ölümüne hızlı, tempolu ve sürekli... Burnley - Wolves maçı bile başlı başına bir film gibi: Roller belli ama herkes kendi rolünü mesleğine saygısından azami başarıyla oynuyor. Hafta sonu futbol zihnim Premier Lig, La Liga ve meslek icabı bizim süper düper hiper lig arasında dolaşırken şu ironik durum ortaya çıktı: Racing - Barça maçını mecburen internetten izliyorum, laptomum tarihi eser olduğu için görüntü takılıyor, yavaşlıyor ama yine bizim Süper Lig'deki en hızlı maçtan daha hızlı devam ediyor...

Aynı laptoptan Türkiye Ligi maçı izliyorum, görüntü takılınca hiçbir şey fark etmiyor, maçı hemen yakalıyorsun çünkü sürekli duruyor... Hakemlerimizde sürekli bir polis edası, "okullar olmasa maarifi süper yönetirim" zihniyetinde halayık idare-i maslahatçılığı... Ülkede ne kadar adalet varsa, hakemlerimizde de o kadar var... Kızını dizinin dibinde zapturapta alan baba misali hakemlerimiz: "Aman futbolcular dursun durdukları yerde, fazla aksiyon olmasın başıma iş açılmasın!" Dünyada hiçbir ülkede kendi kendisine süper Malezya Ligi'nde bile oyun bu kadar durmaz, durdurulmaz, dondurulmaz... Mesela bendeniz 7 Dünya Kupası 7 Avrupa Şampiyonası gördüm, hiç bu hafta Türkiye Ligi'nde olduğu kadar hakemlerin serbest vuruşların hızlı kullanılmasını engellediğini görmedim! Sanki Futbol Federasyonu tüzüğüne yeni bir düzenleme gelmiş de bizim haberimiz yok!


Süper Lig'in süper olduğu kadar süper olan yorumcularımızın hepsinde klasik bir Törkiş bahanecilik: "Bu sahada, bu iklim şartlarında bu kadar oluyor!" Kast sistemi yüzünden açlıktan sürünen Hintli'nin reenkarnasyon tesellisi kadar ironik: "Bir dahaki sefere kralsın be oğlum!" Ama artık internet devrimi oldu, global bir yayıncılık ağı söz konusu yani yemezler: Futbol bir kış sporu, en uzun ara sıcaklıkların oyuncular üzerinde yarattığı ölümcül zarardan dolayı yazları veriliyor. Her şey bir yana bu oyunu icat edenler İngilizler! İngiltere'de özellikle tarihsel olarak ligin iki büyüğü Liverpool ve Man Utd'ın yer aldığı Kuzey İngiltere'de havanın en güzel hali bizim bu hafta sonu İstanbul'da olduğu gibi! Yani bizim süper yorumculara bakarsak Gökhan Zan'a, Nobre'ye, Emre'ye yazık ama Rio Ferdinand'a, Carragher'a, Lampard'a yazık değil, öyle mi?

Aradaki en önemli fark şu: Onlar maçları yani işlerini ciddiye alıyorlar, bizim ligde ise maçlar yani iş ciddiye alınmıyor! Man Utd, Burnley'i; Barça, Santander'i ciddiye alıyor ama bizim süper olan ligimizde süper bir ciddiyetsizlik söz konusu: En büyük örneği Fenerbahçeli Santos'un bu havada forması hiç kirlenmedi, oyuna girdiği gibi oyunu tamamladı kendileri! Sanki hava bahanesiyle maçlar angarya: Gol buldun mu sanki rahmetli altın gol uygulaması Törkiş usülü varmış gibi maç bitiyor sanki: Geriye çekil, memur gibi mesainin bitmesini bekle, oh ne ala!

Ligimiz süper evet bence de: Ciddiyetsizlikte süper, hakem katkılı temposuzlukta daha süper ama en süper rekor bonservis bedeliyle gelen futbola yabancı adam için... Mesela Kayseri maçında Fenerbahçe'nin teknik direktörü Alex Ferguson olsa, Güiza'nın kafasına krampon atardı; bırakın Ferguson'u, halı sahada benim yanımda oynasa ben de kafasına çıkarıp halı saha ayakkabılarımın ikisini birden atardım, ona eminim...
Bir lig en pahalı oyuncusu ne kadar süperse o kadar süperdir...

9 yorum:

asistants dedi ki...

Sevgili Ali Ece,
Öncelikle yazı çok güzel ve keyifle okunası var ama bu herkesin hoşuna gider mi acaba diyebileceğimiz iğnemelerde var...
Süper Ligimiz ile ilgili aslında şunu da düşünmemiz lazım;
Chelsea-Liverpool-Arsenal gibi takımların bırakın küçük takımlarla maçlarını kendi aralarında oynadıkları maçlar bile gündüz oynanabiliyor. Acaba bizim süper ligimizde 4 büyük diye tanımlandırdığımız takımların gece oynama zorunluluğumu var?
Diyeceksiniz iklim şartları...
ok. eyvallah...
Peki İtalya...
TSİ 16:00 da değilmi orada maçlar?
Üstelik hemen hemen hepsi aynı saatte başlıyor...
Bizde neden bütün maçlar 19:00?
Evet gece maçı daha keyifli oluyor bende seviyorum ve hep gece olsun ama neden?

Peki başka bir soru sormak isterim.
Ligimizin tam adı nedir?
Turkcell Türkiye Süper Lig mi? Turkcell Türkiye Süper Ligi mi?
Daha futbolcularımız bile oynadıkları ligin tam adını bilmiyor...
Haftasonu oynanan maçtan sonra bir futbolcumuz ligin adını yanlış söyledi...
Ama onlar için süper kavramı sanırım abzürt transfer bedeli ve bir çoğunun haketmediği paralarla aldıkları arabalarına koydukları benzinden gelse gerek diye düşünüyorum....

Saygılar...

Kerem Akbaş dedi ki...

ambalaj bizim önümüzdeki en büyük engel. Sporcu yetişme konusundaki kabızlıgımız, yetiştiremediklerimiz antrenör olunca antrenörlükte, yorumu olunca yorumculukta devam ediyor. İşini araba, para ve kıza ulaşmak için araç görenlerin oynadığı ligin adının ne oldugu ne fark eder ki. Süperligin basını ercan saatçi ise megasüper ligimiz olsa ne olur. Sabırsızlık virüsünün zihindeki tahribatları sonucu borç batagında degil mi beşiktaş? Söylenecek daha çok şey varda neyse. Kalemine sağlık Ali Ece.

moonchile dedi ki...

super lise vardi bi de, ben de onun hastasiyim...

ligin adi turkcell superlig
futbolcu -hic duymamissa bile- her mac onunde durdugu seremoni panosunu okuyamiyorsa, artik o da ligin deil futbolcunun ayibidir

super eki ticari amacla konulmustur, lig super oldugu icin deil.. lige isim sponsoru almaya karar verdiler ve turkiye 1. ligi olan lige isim sponsoru alinamayacagindan super yaptilar ligi.. burdan kaynak saglaniyor kuluplere.. kulupler ve federasyon elindeki limitli kaynaklari bu sekilde pic etmeye devam ediyorsa bu da superligin deil super lisenin ayibidir..

olmadi di mi

halk dedi ki...

fırat diyor ki;

en şampiyon birinci lig biziz, herkese sıfır bize yüz puan...

reis dedi ki...

işimiz güiza ya kaldıysa :)
adam hayatta tek forvet oynayamıyor biz ısrar ediyoruz yok olmuyor
splinter oyuncu çok düzgün koşular yapıyor ama bu adam alan açar birisi golleri atacak FB sisteminde alex sahada olduğunda çift forvet oynanmıyor bu durumda elde tek alternatif semih ama daum kazım sevdasıyla onu da bitirecek
bu arada andre BOŞ santos mu dedin

T.Ç. dedi ki...

guiza zeki bir oyuncu.ama gol vuruşları eksik baros gibi.defansın dengesini çok bozuyor.guizanın oynadığı takımda diğerleri daha rahat gol pozisyonlarına giriyor.bunuda görmek lazım.herşey gol atmak değildir.gol atması için alındı ama takıma fayda sağlıyorsa ve takımı liderse noproblem.seneye mesela iyi bir golcü gelir.senede 20-25 gol atar.ama takımın diğer elemanları yerlerde sürünür ve başarısızlık gelir.sonra ararsın guizayı.alex kazım dossantos emre neden bu sene gol atamıyor diyebilirsin.böyle de olur.olabilir.guiza takım oyuncusu.ve iş bitirici forvet değil.buda şimdilik fenerde işe yarıyor.zaten bir sezon mallorcada 28 gol atmış.diğer sezonlar 10 u bulamamış.demekki guizanın takım için oynadığı rol farklı.

Burak İNAN dedi ki...

Olaya sadece saha yönüylede bakmamak lazım aslında. Zaten Liglerimizin futbol tarafına bakarsak bol ön liberolu - özellikle Anadolu takımları için geçerli- çakılı bekler ve tek forvetle oynanan ve her hafta skoru bilinmez maçlara gebe olduğu ortada. Süper bir lig olmak olayın sadece çim üzerindeki yönüylede olmuyor bana göre. Organizasyon, seyirci kültürü, kulüp yapılanmaları, oyuncu bilinçleri, yönetici adabı, medyasal yayın ve sponsorluk gibi konularda da eksinin altında bir yerlerdeyiz. Derbi denilen maçlarda dahi yayıncı kuruluşun yaptığı yayını görüyoruz. Ayrıntılara takılan birisi olarak Premier ligdeki skoru gösteren animasyonların bile aslında ciddiyet ve incelik içerdiği düşünüyorum. Bunu ayrıntılarsam onlarca etken ortaya çıkabilir. Gerçek sorun bana göre ligin organizasyon eksikliği olduğu gerçeğidir. Zaten organizasyon gerekli altyapı içerisinde oluşturulsa 10 yıla kalmaz fiziksel ve branşa yönelik yeteneklerinin yanında mental olarakda yeterli olan futbolcuları, takımının üstündeki formanın dizaynında maç sonrası vereceği demece kadar özen gösteren yöneticileri görmek hayal olmaz. Avrupa'nın en pahalı 6. liginin UEFA'nın ülkesel puan sıralamasında ilk 10'un altında olmasıda zaten saha içiyle beraber dışında da ne kadar anti süper bir lig olduğumuzun göstergesi bana göre.

Emre Balkanlı dedi ki...

Evet, futbol kalitesiyle değil belki ama futbol sevgisiyle süper bir lig bence. Ateşli taraftarların çok olduğu, sürekli futbolun konuşulduğu süper bir futbol ülkesi. Eğitimin böylesine zayıf ve ekonominin küçük olduğu bir ülkede futbolun zayıf olması normal. Brezilya ligi bile ne kadar süper ki? Bu işler için para ve endüstri lazım.

Ama bizim ülkemizde Eskişehir, Bursa, Trabzon, Kocaeli, Sakarya, Göztepe, Karşıyaka (daha niceleri) gibi süper taraftarı olan kulüpler sayısız. İşte bir ligi süper yapan da budur bence.

erdogany dedi ki...

Güzel bir yazı.

Acaba, bizim ligin sezonluk yayın hakkını alıp haftada en azından 1-2 maç yayınlayan bir yabancı ülke yayıncısı var mı acaba ? Bildiğim kadarıyla yok. ABD'de DFH kuruluşu var maçları veren; ama onlar, zaten tamamen Türkçe yayın yapıyor ve orada yaşayan Türk'ler için genelde zaten.