15 Haziran 2009 Pazartesi

FUTBOL FİLMLERİNİN TAÇSIZ KRALI: KEMAL SUNAL



Sadece Türkiye’yi en çok güldüren adam değildi. En çok düşündürenlerden de birisiydi. Hele söz konusu olan futbol oldu mu, Kemal Sunal filmleri tadından yenmezdi. İşte Türkiye’nin futbol gerçeklerini yansıtan tüm karakterleri ve unutulmaz anlarıyla Kemal Sunal futbolu sözlüğü...

İNEK ŞABAN:

1978 tarihli filmin senaryosunda, Rinat Dasayev’in de izledikten sonra kaleci olmaya karar verdiği, Sovyet sinemasının en ünlü eserlerinden “Vratar” filminden esinlenilmiştir. Senaryosunu Berrin Giz ile beraber filmin yönetmeni Osman Seden kaleme almıştır. Başrollerinde manav çırağı Şaban ve ünlü kaleci Bülent olmak üzere iki ayrı rolde Kemal Sunal’ın yer aldığı film, Bosman kuralları devreye girmeden önce Türkiye’deki en yaygın transfer biçimi olan adam kaçırma ile başlar. Bir ülke futbolu yedisinde ne ise yetmişinde de odur misali, birkaç hafta önce formasını giydiği takımla ilgili “Damarımı kesseler takımımın renkleri akar” açıklaması yapan kaleci Bülent, rakip takım Fenerbahçe kendisini kaçırınca bir anda kırk yıllık Fenerli kesilir ama yine de daha fazla para kazanması gerektiğini ima eden açıklamalar yapar: “Damarlarımı kesseniz sarı-lacivert akar ama aldığım transfer parası çok değil. Bugün bir Mercedes fiyatına bile yetmez, idareci abilerimden anlayış bekliyorum”
Aynı anlarda nüfusun çoğunluğunu oluşturan insanlar gibi zar zor geçinen manav çırağı Şaban, bir kaleci misali karpuzları yakalamakta, kaleci Bülent’e benzerliğinden dolayı da gaza gelen mahalle halkı kendisini sürekli alaya almaktadır. Halbuki Şaban’ın tek derdi birçok Kemal Sunal filminde olduğu gibi Ali Şen’in canlandırdığı paragöz kayınpederin talep ettiği başlık parasını biriktirip sevdiği kıza kavuşmaktır. Bu sebeple Almanya’ya gitmeye hazırlanan Şaban ve o zamanların Chelsea’si Cosmos’a gitmek için Türkiye’den kaçmaya karar veren kaleci Bülent’in yolları havalimanında kesişir. Futboldan yolunu bulan mafya babası Kara Mithat’ın adamları benzerliğin etkisiyle yanlışlıkla Bülent diye Şaban’ı kaçırınca olaylar gelişir.


Kaleci Bülent: Daha sonra Tanju Çolak, Tümer Metin, Emre Belözoğlu gibi futbolcuların da yapacağı gibi transfer olduğu ezeli rakibe geçince eskiden beri o takımı tuttuğunu açıklayarak trajikomik hallere düşer. Tüm film boyunca ağzında cikletiyle gamsız, ruhsuz ve yeteneğinin her şeye yeteceğinden emin yani Türkiye’deki tanımıyla son derece “profesyonel” bir futbolcunun profilini çizer. Filmin sonuna doğru Cosmos’tan Kara Mithat’ın yanına geri dönerken hiçbir şey olmamış gibi davranır. Kara Mithat’ın çabalarıyla kaldığı yerden devam edeceğine emindir.

Şaban: Tipik bir dar gelirli vatandaştır. Başlık parası töresinin kurbanıdır. Bu uğurda çalışmaya acı vatan Almanya’ya giderken, bir anda hayatı boyunca benzetilmekten nefret ettiği kaleci Bülent ile karıştırılınca hayatı değişir. Ancak Kara Mithat’ın Bülent zannederek evine hapsettiği ve işi sağlama almak için kızkardeşiyle evlendirmeye karar verdiği Şaban, bir süre sonra Mithat ile olan ilişkileri yüzünden kendisini mafya hesaplaşmalarının ve karanlık işlerin içinde bulur. Yine de hepsinden bir şekilde sıyrılmayı başarır ve mahalleye geri döner. Filmin sonunda gerçek kaleci Bülent Fenerbahçe kalesine dönüp sakatlanınca iş yine başa düşer ve mahalleye kadar gelen Fenerbahçe yöneticilerinin teklifini kabul ederek başlık parasını tamamlar.

Kara Mithat:
Dinçer Çekmez’in olağanüstü oyunculuk performansı ve tüm film boyunca tekrarladığı “O kadarrrrr!” repliğiyle Türk sinemasında unutulmazlar arasına girmiştir. Her zaman Türk futbolunun ayrılmaz bir parçası olmuş, başkanları zaman zaman kuklalaştıran mafya babasının karikatürize edildiği Kara Mithat karakteri, futboldan nemalanan, ününe ün katan bir “iş adamı”dır. Futbolcu kaçırmak, başkandan haraç almanın yanı sıra takımın iç işlerine de sık sık karışan Kara Mithat maçları tribünde başkanın yanında izler. Kendi sözleriyle laubalilikten hoşlanmaz, ciddiyeti sever, disipline hayrandır; sorsanız her şeyi hayatını adadığı kulübü için yapmıştır. Bu arada da kesesini fazlasıyla doldurmuştur. Dinçer Çekmez’in canlandırdığı bu karakterin günümüzdeki versiyonları halen Türk futbolunun kanayan yaralarındandır.

Kulüp başkanı Natuk Bey: Yönetmen Osman Seden’in canlandırdığı, mafya babası tarafından manipüle edilen, iyi niyetli ama parasından başka bir özelliği olmayan klasik kulüp başkanı. Takımın en büyük yıldızı kaleci Bülent’in kaçmasıyla koltuğu tehlikeye girer ama o hemen soluğu Kara Mithat’ın yanında alır. Mithat işleri halledince de yine ona gebe kalır ve film boyunca Kara Mithat ne zaman istese hemen yüklü bir çek karalar.

Antrenör:
Türk sinemasının emektarlarından Macit Flordun’un canlandırdığı Fenerbahçe’nin isimsiz teknik direktörü. Filmde hiç isminin geçmemesi insanda Türk teknik adamlara ne kadar değer verildiğini vurgular gibidir. Takımın yıldızı Bülent ile atıştıklarında alttan alan hep odur. Şu anda birçok Türk teknik direktörünün tekrarladığı hatayı yaparak kısa vadede işinden olmamak üzere futbolcuların, yöneticilerin, mafyanın oyuncağı olur.

GOL KRALI:

1980 yapımlı film, Türk edebiyatının büyük ustası Aziz Nesin’in birçok yabancı dile de tercüme edilen aynı adlı eserinden uyarlanmıştır. Senaryo birçok roman uyarlaması filmde olduğu gibi birebir kitapla eş zamanlı gitmez. Kartal Tibet’in yönettiği filmin senaryosunu Memduh Ün ve Osman Seden filme adapte etmişlerdir. Kemal Sunal’ın canlandırdığı Sait Hopsait, çocuklarının mutluluğu için her şeyi yapan çok zengin bir aileye mensup, yurtdışında tahsil görmüş bir gençtir. Bir gün ailesi kürtaj yapmasından bıkıp acilen evlenmesini istediği Suna Yıldızoğlu’nun canlandırdığı “Kerkenez” Sevim Ferferik’e abayı yakınca, onun gözüne girmek için futbolcu olmaya karar verir. Başta gözleri olmak üzere fiziği zayıf olan Sait, futbolcu olmak uğruna uzun süre tedavi görür ve özel dersler alır. Sonunda Beşiktaş’a transfer olan Sait attığı gollerle gol kralı olarak Beşiktaş’ı şampiyonluğa taşır.

Duvar Ahmet:
Manchester City ile oynanan efsanevi maçlarda da Fenerbahçe kalesini korumuş, sarı-lacivertlilerin gerçek hayattaki eski kalecisi Yavuz Şimşek’in canlandırdığı unutulmaz karakter. Duvar Ahmet, zamanının en ünlü futbolcularından birisidir. Boş zamanlarında kağıt oynar, içki içer, kızları hamile bırakır (“Ne evliliği kızım, bizimkisi Seksspor!”). Arkadan tekme atar, hakemi aldatmak için binbir numara yapar, hepsinin de ustasıdır. Bir ara Sait’e özel ders verirken de ilk olarak ceza alanına girince kendisini nasıl yere atacağını, rakibi nasıl sakatlayacağını öğretir. Duvar Ahmet karakteri uzun yıllar gerçek Türk futbol tarihinde isim değiştirerek yaşamaya devam etmiştir.

İspanyol Aysel: Gölge Başar’ın canlandırdığı İspanyol Aysel, zamanında magazin basınına en çok malzeme olan isimdir. Hayattaki tüm amacı da zaten odur. Bu uğurda evli olmasına rağmen ünlü futbolcularla yatıp kalkar. Sait üst üste goller atınca bu kez ona kapak atmaya çalışır ama karşısında ezeli magazin rakibi Kerkenez Sevim’i bulur.

Kerkenez Sevim Ferferik: Her sabah kahvaltıda magazin sayfalarına haber olup olmadığına bakar. Çoğunlukla da futbolcu sevgililerinden olan gayri meşru çocuklarını aldırmasıyla manşetlere çıkar. Genellikle sevgilisi hangi takımda oynuyorsa o kulübün en fanatik taraftarı kesilir. Aslında Duvar Ahmet’e aşıktır ama zengin babası onu mirasından reddetmekle tehdit edince Sait ile nişanlanır. Nişanlanmasına rağmen Ahmet ve diğerleriyle takılmaya devam eder. Sait gol krallığına oynayınca bir anda kıymete biner ve Kerkenez Sevim, Sait için İspanyol Aysel ile kıran kırana bir mücadeleye girişir.

Teknik direktör Tomson: Birçok Kemal Sunal filmindeki rolüyle Yeşilçam’ın en büyük emekçilerinden olan Mete Sezer’in canlandırdığı karakter uzun yıllar Türk futboluna damga vuran Yugoslav hocaların hicvedilmiş halidir. Tomson, çatpat Türkçe konuşur ama futbol dilini çok iyi bilir. Ona göre bir futbolcunun başarılı olması için her şeyden önce kondisyonunun iyi olması gerekir. Bu yüzden Sait’i saatlerce bir beden öğretmeni edasıyla çalıştırır. Sonunda Sait’in onu oyuna alması için yaptığı dırdırdan bıkıp kafasını dinlemek amacıyla oyuna sokar; Sait’in de takımın da talihi o anda dönmeye başlar.

Mahmut Hoca-Trabzonspor problematiği ve topsuz oynayan deliler!..
Türk sinemasına gelmiş geçmiş en büyük oyunculardan birisi olan Kemal Sunal, uzun süre sosyoloji okudu. Birçok filminde sosyolojik çözümlemelerden yola çıkarak canlandırdığı karakterlerle hem güldüren hem de fazlasıyla düşündüren büyük usta, gündelik hayatında da her Türk erkeği kadar futbolu severdi. Birçok filminde futbol temasına rastladığımız Kemal Sunal’ın “Gol Kralı” ve “İnek Şaban” dışında başka filmlerinde de meşin yuvarlak etrafında dönen olaylara kayıtsız kalmamıştır. Hababam Sınıfı serisinde sık sık okulu kırıp Fenerbahçe maçlarına giden Şaban ve arkadaşları, o yıllarda Fenerbahçe’nin belalısı olan Trabzonspor’a yenildiklerinde durumu bütün hocalara kül yutturup sonunda hep Mahmut Hoca’ya takılmalarıyla karşılaştırırlar. Bir bölümde sınıfa gelen yeni kız öğrencilerin onlara gıcıklıktan Galatasaray’ı tuttuklarından yakınırlar. Ama Hababam Sınıfı futbola o kadar aşıktır ki sürekli disipline gitmek pahasına ön bahçede maç yaparlar, öğretmenler odasının camlarını kırarlar.
“Hababam Sınıfı”nda Fenerbahçeli, “Gol Kralı”nda ise Beşiktaşlı olan Kemal Sunal, “Köyden İndim Şehire” filminde fanatik bir Kayserilidir. Define ararken bir anda kendilerini İnönü Stadı’nda bulan Kemal Sunal ve rol arkadaşları maçta Kayseri’nin yenildiğini fark edince altınları boşverip Kayseri’yi kurtarmaya karar verirler ama kendilerini önce filelerde sonra da nezarethanede bulurlar. 1986 tarihli “Garip”te bir kez daha Beşiktaşlı olarak karşımıza çıkan Kemal Sunal, Galatasaraylı olan evlat edindiği kızıyla şampiyonluk düğümünün çözüldüğü maça giderler. Derbilerin aynı tribünde bir arada izlendiği filmin o sahneleri şimdi bakınca Türk futbol kubbesinde hoş bir sedadan ibaret! Bugün dönüp o harika filmlere bakınca insanın içi gidiyor, keşke hepimiz futbolu o filmlerdeki Kemal Sunal kadar sevsek de 1976 tarihli “Meraklı Köfteci”de olduğu gibi icabında top bulamasak bile hastane bahçesinde topsuz futbol oynamaya devam etsek!

11 yorum:

scugnizzi dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
scugnizzi dedi ki...

http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=13959443

Kerem Akbaş dedi ki...

Ne kadar karikatürize edilsede aslında gerçeğin ta kendisi yukardakiler. Ama artık futbol-sanat ilişkisi bitmiş durumda. Dar Alanda Kısa Paslaşmalar'dı sanırım bizi en son hayat-futbol bağlamında en zayıf yerimizden vuran. Eline Kalemine sağlık

Turgay Keskin dedi ki...

Antrenörün isminin geçmemesine hiç dikkat etmemiştim; gerçekten sanki bize bir şeyler anlatıyor.

mondo trasho dedi ki...

aşağılamak için söylemiyorum ama özellikle inek şaban afişindeki çizim hakan şükür'e çok benziyor. bunu kemal sunal sempatisiyle eş tutun lütfen, inek şaban makarasıyla değil!

tufan dedi ki...

Belki bütün toplumlarda hemen hemen benzerdir ama türk insanı aslında futbolun ta kendisidir. Futbol da türk insanı gibi farklı renkleri bir araya getirir ve o farklı renkler saha içinde birbirlerinin gözünü oymaya çalışır ama maç bittikten sonra hiç bir şey olmamaış gibi kolkola girerler ve beraberce PS oynamya giderler.Kemal SUNAL ın üniversitede bitirme tezi TOPLUMDAKİ KEMAL SUNAL PSİKOLOJİ dir. Bunu hazırlarken de tabiki çevirdiği filmler kendisine çok yardımcı olmuştur. Çünkü filmleri çekerken ve çektikten sonra halkı analiz ediyor.Bize tekrar o günleri hatırlattığın için sana çok teşekkürler ALİ ECE

shenem dedi ki...

ananeme bile futbol içerikli film izlettirebildiği için helal olsun Kemal Sunal'a!!:)

Okechukwu dedi ki...

kemal sunal konusunda yazılanlara hemfikirim ve büyük bir kemal sunul fanatiğiyim.ancak bunca kemal sunal severliğime karşın ilyas salman'ın başrolünü oynadığı ümit efakan filmi "yayaya şaşaşa" benim için futbol filmleri arasında hala bir numaradır.

halk dedi ki...

halkın adamı şaban, en büyük şaban filminde işi, gücü bırakıp çocuklarla top oynardı mesela, buradan cahit koytak'ın en beğendiğim şiiri''futbol oynayan çocuklar''ı ruhuna okuyorum kemal abimizin. hatta şimdi yorumu atarken aklıma gelen bu şiiri blog'a da koyacağım, o derece çılgınlaştım, pisleştim yani.stop.

Devremülk dedi ki...

Kaleci Bülent benim favorim
tabi gol kıralını unutmamak lazım

forex trading dedi ki...

Very nice post. I love it. Waiting your new posts. Thank you...