30 Mayıs 2009 Cumartesi

FourFourTwo Haziran 2009


Yine tam hayal ettiğim gibi dopdolu bir sayı oldu cidden. Tirajların neticelerin ötesinde haticenin fazlasıyla hakkının verildiği, bayide görünce insanın tüm emeklerine değdiğini hissettirdiği bir sayı.
Öncelikle uzun zamandır çok severek, beğenerek okuduğum blogcu kardeşlerimizden Le Foot İbrahim Dalkılıç ve Mağusa Glasgow'dan Deniz'in konuk yazar olarak yer almalarından dolayı duyduğum mutluluğun altını çizmek istiyorum. Bu Kıbrıslı iki futbol havarisinden İbrahim en büyük uzmanlarından birisi olduğu Fransa Ligi'ne dair "Saltanatın Çöküşü, Lyon vs Marsilya + Bordeaux" ile yer aldı. Sevgili Deniz ise bu ay Glasgow'dan İngiltere'ye gitmişti ve konuk blog köşemizde bize Liverpool Veteranlar (ama ne veteranlar Rush'tan Staunton'a herkes vardı, sanki 80'ler 90'ları 5000 vuruşluk bir yazıda bize yeniden yaşattı) maçını bize yazma inceliğini gösterdi.
Sarcophagidae'den sevgili Turgay Keskin her zamanki gibi efsanevi "O maç" "O şimdi nerede" köşelerinde son Şampiyon Kulüpler Kupası finalini yazarken Barcelona'nın bir önceki rüya takımını hatırlattı sağolsun... Peki, ya Davor Vugrinec nerede sahi, Hırvat golcü gibi bir oyuncusu olsa Trabzonspor bu sezon şampiyon olmaz mıydı?
Ayrıca Turgay bu kez 4 sayfalık bir yazıda da FourFourTwo'da yer aldı. Lig Radyo'dan değerli kardeşlerim İlker Duralı, Özgür Koçularlı ve bendeniz Ali Ece bu güzel sezonun ardından önümüzdeki yıl neler olmazsa daha da güzel olur mealinde bir yazı yazmaya karar vermiştik, eksik olmasın Turgay Keskin de bayağı bir katkıda bulundu, forumları açar açmaz bu sayının şimdilik en çok ilgi gören yazısı olması beni şaşırtmadı.

Ama bence asıl Haziran sayısının Messi'si olan yazı Erdem Kabadayı ve Umut Çelik'in kaleme aldığı "90'lar kulübeye indi". Uğur Meleke ile sohbet ederken her zamanki gibi futbol zihnim fazlasıyla açılmıştı ve bu konuyu ben önermiştim. Yazı yazılırken de yine bir gün Uğur Meleke sağolsun FourFourTwo'yu şereflendirdi. (Bu arada sadece sözleriyle değil okuyucalara hediye ettiğimiz efsanevi Euro 88, 92 toplarıyla yaptığı hareketler, top tekniğiyle de, sahi kimse bu adama sakın ayağına top sürmeden yorum yapılmaz falan demesin, yoksa Messi'nin karşısındaki O'Shea durumuna düşerşer!) Lig Radyo'da ben ve Erdem Kabadayı, sevgili Uğur Meleke'yi ikili markaja aldık ve onun da değerli ufuk açıcı görüşlerinin katkısıyla zamanında futbolcuyken bizi ihya edenler, kalkındıranlar şimdilerde teknik direktör olarak nasıl Türk futbolunda yeni bir devrim yaptıklarını masaya yatırdık. Parreira'nın Bülent Uygun ve Aykut Kocaman'ı nasıl etkilediklerinden, üzerlerindeki 90'lar Serie A'sı etkisine Erdem Kabadayı'nın editörlüğünde harika bir dosya ortaya çıktı. Arada ben de çorbaya bir tuz attım ve Euro 96 kadrolarındaki futbolcuların kaç tanesinin teknik direktör olduğunu inceledim, meğerse şampiyon Almanya'dan sonra en çok biz 0 puan çeken Türkiye teknik adam çıkartmışız, gerisi dergide!.. Yine bir Erdem Kabadayı klasiği 51 maddede 51. sezon da aslında Anelka'nın bonusu Ribery tadında, ben şimdiden söyleyeyim.

Bilen bilir, Beşiktaş'ı sevmişim bir kere Sinan Engin'lere vs'lere rağmen vazgeçemedim asla aşkımdan ama Zeki Demirkubuz'un yanında meğerse ben sıradan bir taraftarmışım! Bakalım, Zeki usta ayrıca bir Beşiktaş filmi de çekecek mi?

Zeki Demirkubuz demişken, benim için gazeteci-yazarlığın yaşayan efsanesi olan Sevin Okyay ablamızın FourFourTwo'da yazması öyle büyük bir mutluluk ki kelimeleri yetiştiremem cidden, o yüzden kıca keseceğim: Bir futbol ikonu olarak Feyyaz Uçar'ı Sevin Okyay yazarsa ne olur? Daha ne olsun!..

İngiliz meslektaşlarımızın hazırladığı hat-trick kralları dosyası da ayrı bir mutluluk kaynağı benim için: Hasta Liverpool'lu olmam Eric Cantona'yı deli gibi sevmeme hiçbir zaman engel olmamıştı. Cantona'nın yanı sıra aynı dosyada Robbie Fowler'ı görmek, bir de Les Ferdinand röportajı okumak harika oldu, Hitesh Ratna'nın ellerine sağlık!

Cantona olur da gelmiş geçmiş bence en büyük kaleci Peter Schmeichel röportajı olmaz mı? Bence hala en iyisi o, yemişim Cech'i, Reina'yı, hatta Van der Saar'ı!...

Malumunuz, Total Futbol televizyon programına da dönüştü, her salı 21:00 ve ayrıca bu gece 22:00 gibi sürpriz günler kinder yumurtadan çıkan küçük çikolatalar tadında Skytürk'teyiz. Bu vesile ile kendimiz rekorları kırmadan önce (!) 41 Efsanevi Televizyon Sahnesini irdeleyelim dedik, neden mi 41? Eee, ne Kemal Sunal, ne Asya Avrupa Yakası, bizce en komiği telegol ve türevleri. Cem Yılmaz'dan, Sergen Yalçın'a ve tabii ki Gökmen Özdenak'a yok yok. Benim favorim Nobre ilk geldiğinde ingilizce bilmeden röportaj yapan muhabir o ayrı: "Sorar mısınız, kendisi gol makinesi mi?" Nobre de sana soracak kardeşim: "Sorar mısınız haber makinesi mi?"

Hilal Gülyurt'un Türk kadın teknik direktörler dosyasına da şapka değil ama bandımı çıkarıyorum cidden!

Torino derbisi, bizzat İlker Duralı ile ortak yapımımız En Güzel 11 Solak, John Terry, İstanbul'u dize getiren Eskişehirspor efsanesi "Çengel" Fethi Heper, Hoffenheim dosyası ve Liverpool-Newcastle United hatta Everton efsanesi Peter Beardsley'in favori 11'i... Sahiden de tam istediğim gibi bir sayı oldu, emeği geçen herkesin ellerine, zihinlerine sağlık!

Az daha unutuyordum, kapakta Holosko var, bence şu anda Beşiktaş'ın en çok gelecek vaat eden oyuncusu olmasının ötesinde hakiki bir takım oyuncusu, bir de o golleri kaçırmasa o zaman zaten Barcelona'da oynar... Barcelona demişken şimdilik verdiğimiz Xavi posterini asın, ağzınıza bir tutam bal çalalım, önümüzdeki sayı asıl Barcelona geliyor 1974'ten 2009'a futbolun en güzel rüyası, anlayan anladı, anlamayan anlayanlara sorsun, şimdi yeni sayıdaki o yazıya devam etmem gerek...

Not: Bu gece Beşiktaş şampiyon olsa da olmasa da yani Sivas efsane yazsa da Skytürk'te olacağım. Özhan Abi sunacak, Mustafa Sapmaz, Fırat İşbecer, bendeniz verkaçlayacağız, total futbol oynayacağız...

5 yorum:

umit dedi ki...

Ali abi başım döndü okurken...:) Dergiyi anlatırken kendini kaptırmışsın da yazarken hızlı hızlı basmışsın klavyeye ve ben de o hızla okudum birden..:) final vakti final vakti ben yine dergiyi okuyacağım anlaşılan..

Kerem Akbaş dedi ki...

dün sabah 7 sularında bayiden aldım. Ve patronlarımdan özür diliyorum. "Sayın S.Y. dün hiç bir iş yapmadım.Bana dün için maaş vereceksiniz ama müsebbibi four four two ekibidir."

Elinize emeğinize sağlık.

Hüseyin Ataş dedi ki...

Abi Oğuzhan da fena değildi :))

maalesef o kaleciye benim yaşım yetmiyor abi yemişim cechi diyorsan çok büyük bir futbolcuydu demek ki.

best of 51 ve tv programlarının gaflarına saatlerce güldüm :))

shenem dedi ki...

dergiyi henüz aldım bir heyecanla, ve herzamanki gibi soluksuz okuyacağımdan eminim!kaleminizin futbol aşkıyla kalması dileğiyle..:)

Ortega dedi ki...

Holosko röportajı güzeldi.