12 Ocak 2011 Çarşamba

Euro 84 yazı, Bakırköy, anneannem ve ruh hastalıkları hastanesi bahçesinde top oynamam


(Sizler gibi ben de) Büyüyünce hep futbolcu olacağımı düşünürdüm... Mahallede herkes Maradona, Zico olmak için yarışırken ben kafadan Socrates'tim çocuk aklımla...

Hatta Euro 96'da benden sadece bir gün sonra doğan Phil Neville, abisi Gary Neville'ın yerine oyuna girene kadar da hep futbolcu olacağıma inanmıştım...
İşin aslı hiçbir zaman gerçekten büyümedim ki futbolcu olayım!
Geçenlerde mahallede, 2011 yılında benim 1984'te olduğum yaştaki çocuklarla futbol oynarken cep telefonum yani "Ooh! Aah! Cantona!" şarkısı çaldı.


Arayan annemdi, istem dışı "Anne hava kararmadan gelirim eve, merak etme!" dedim. İşin aslı yıllardan 2011'di ve ben 15 gün sonra az buz değil tam 34 yaşına girecektim ama halen annem beni mahallede top oynarken eve çağırıyordu...
İçimden "Sorun değil Tony Cascarino 34 yaşında Marsilya formasıyla gol kralı oldu, bizim mahalle de bir nevi Marsilya değil mi zaten?" diye kendi kendimi avuttum...

Meğerse annemin arama sebebi, anneannemin düşüp bacağını iki yerden kırdığını ve iyileşene kadar bizde kalacağını haber vermek içinmiş.
Eve geldiğimde, keşke onun yerine biraz önce ben mahallede bacağı kırsaydım dedim! 88 yaşındaki insanlığın yüz akı kadının canı çok yanıyor, demirden yürüteç sayesinde zar zor yürüyebiliyordu...
Gece yarısı uyandığımda halen gözünü uyku tutmamıştı. 88 yaşındaydı ama bilinci halen bana göre 88 ışık yılı daha fazla açıktı...
Birden cebinden iki fotoğraf çıkardı. "Sen küçükken de böyleydin, sana bir top verirdik dünyanın en mutlu çocuğu olurdun" dedi. O uyuyana kadar sohbet ettik, bana bir gün Bakırköy'deki evlerinin bahçesinde oynarken ortadan kaybolduğumu ve çok merak ettikleri günü hatırlattı, anlattı. Meğerse anneannemin evinin arka sokağındaki Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalakları Hastanesi'nin bahçesine girip oradaki hasta abilerle top oynamışım...

"Merak etme anneanne hiç değişmedim aslında, şimdi de daha akıllı değilim" dedim. "Olur mu hiç, ben herkese senin bu resimlerini gösteriyorum" dedi.
Fotoları aldım, kardeşime tarattırdım. Ortadaki elinde top olmayan dünya tatlısı çocuk ben değilim, kardeşim tabii ki... Ben ise elimde topla sanki dünyayı değiştirmiş kadar mutlu ve gururlu gözüküyorum... Saçlarım mı? Cidden Beatles elemanı saçı gibiymiş, ayakkabıların neden kırmızı olduğunu ise dün gibi hatırlıyorum: Ben çocukken, büyüyünce Beşiktaş'ın Kenny Dalglish'i olacağımı zannediyordum, ondan olsa gerek! Ne de olsa 1984 yazıydı, Dalglish'i ilk kez Roma'daki Şampiyon Kulüpler finali maçında izlemiş, bir de üstüne Euro 84'e şahit olmuştum...
Düşündüm de hiç değişmemişim, saçlar hariç sadece biraz gelişmişim; ne de olsa bozuk saat bile günde iki kez doğru zamanı gösterir o hesap bir gelişme işte!

10 yorum:

cesc dedi ki...

Öncelikle geçmş olsun Ali abi.. Acil şifalar..

----

Büyüyünce futbolcu olacağını düşünmek... Tabi ya. Sokakta top oynayıp da buna inanmayan, bu hayallere dalmayan çocuk var mıdır ki? Az buz değildi yaşım futbolcu olamayacağıma kendimi inandırdığımda.. =)

sampi dedi ki...

Gecmis olsun, sevdigin insanlarin aci cekmesini gormek cok zor.

Top farkli birsey, her cocuk hayal kurar. Yetenek kisitli oldugu icin Dalglish hak getire, hatta MAF bile degil, Yankov falan olurdum, ayakkabilar da siyahti :) Haliyle o cocuk buyudu ve Gattuso ile Crouch arasi birsey oldu (uzun bacakla azimli mucadele).

localheroooooooo dedi ki...

iyiki sadece tımarhane bahçesinde top oynamışsınız ya bu çocuk doğuştan muhalif diye sizi kapatsalardı.size ve anneannenize büyük geçmiş olsun.no pasaran..

localheroooooooo dedi ki...

cantonayı araştırırken bir rock topluluğunun albüm kapağına onun resmini koyduğunu saptadım.albümün ismi kung fu grup ashen grubu maintagase le salude..sağlıcakla kalın

medgallis dedi ki...

gecmis olsun. ben de sifa diler, hurmetle ellerinden operim.

Ata İsmet Özçelik dedi ki...

Geçmiş olsun, bir Bakırköy'lü olarak benim de o bahçede top oynamışlığım vardır.

futbolunfsindenanlayanadam dedi ki...

sabah sabah ağlattın beni be ağbi...

AFO dedi ki...

Abi senin yazdıklarını okumak Sergen'in önüne bir futbol topu, hatta futbol topu olmasına da gerek yok, herhangi bir top atıp seyredalmak, Syd Barret dinlemek ya da Al Pacino'nun bir sahnesini izlemek gibi birşey. Hiç bitmesin istiyor insan.

Adsız dedi ki...

abi 28 yaşına geldim bende hala uyumadan önce beşiktaşlı futbolcu olduğumu hayal ediyorum..

çok geçmiş olsun anneannenin ellerinden öperim..

localheroooooooo dedi ki...

anneanneniz şimdi nasıl?çok geçmiş olsun suskunluğunuzun nedeni o mu?