30 Temmuz 2009 Perşembe

Elano ve neden Beşiktaş taraftarına sigara yasağı uygulanmamalı!


Bravo Haldun Üstünel'e... Hayatta Beşiktaş için yapmak isteyip de yapamadığım her şeyi Galatasaray için yapıyor. Elano! Elano ne demek biliyor musunuz? Glenn Hoddle, Zico, Socrates ekolü demek; futbol topuna bir elmasa, dünya güzeli bir kızın beline dokunuyormuş gibi dokunan başlı başına bir görsel şölen, futbol bienali demek!
Evet, Elano biraz fazla narindi Premier Lig için, orası kesin ve belli. Şimdiden Hagi tartışmaları başlamıştır ama ben en baştan söyleyeyim Hagi'nin o isyankar mücadeleciliğinin M'si yok Elano'da... Ama Lincoln'den sonra Elano demek her şeyden önce sarı kırmızılılar için Hagi'nin bıraktığı yerden frikiklerin birçoğunun penaltıdan farksız olması demek...
Bundan 1.5 yıl önce Elano Manchester'ın açık mavi yakasında Hagi'nin eşdeğeriydi: Sven Goran'ın paraları alıp kaçmadan önce Man City'nin futboluna uzun zamandır ihtiyacı olduğu şiir dozunu eklemek için getirdiği bir numaralı oyuncuydu. En başlarda sürekli attı, attırdı... 4-4-1-1'in orta saha ile forvet hattı arasındaki serbest 1'iydi Elano. Takım arakadaşlarının top teknikleriyle onunkini karşılaştırınca sanki Elano'nun ayağı mıknatısın artı kutbu top da eksi kutuptu! Uzun zamandır Ginola ve Di Canio'dan beri ilk kez Ada'da zirveden uzak bir takımın yabancı oyuncusuna top bu kadar yakışıyordu. Ne de olsa Santos'tan Robinho ve Diego'nun takım arkadaşıydı!
Shakhtar Donetsk'teki performansıyla Ukrayna Ligi'nden Brezilya Milli Takımı'na seçilen ilk sambacı olurken, zaman alsa da gittiği her yere bir şekilde alışabilecek kapasitede olduğunu, insanın su gibi olabileceğini girdiği şişenin şeklini alsa da hep su olarak kalabileceğini kanıtlayan ender Güney Amerikalı futbolculardan birisi oldu.
Ama sonra malumunuz, dünyanın en zengin adamları Man City'yi aldı. Orta sahanın sağına Aaron Lennon'la beraber Ada'nın en iyi yerlisi olan Shaun Wright Phillips geldi. Elano önlibero oynayamayacak kadar narindi. Orta sahanın ortasındaki diğer yer ise City altyapısından çok uzun yıllardır çıkan en önemli yetenek ki (bence ayrıca Roy Keane dahil, Wenger'in muhteşem altyapısının gizli patronu olan Liam Brady'den beri gelmiş geçmiş en iyi İrlandalı orta saha) Stephen Ireland'a kalmıştı.
Galatasaray'a da uzun yıllardır Ada'da oynayan en izlenilesi futbolculardan birisini kapmak düştü. Song, Kewell gibi evrensel futbol mücevherlerinde olduğu gibi yine "fark"lı bir transfer yapan Galatasaray'ı ayakta alkışlıyorum (Bu satırı grçekten de ayağa kalkıp yazdım!).

Bana ise 10 yabancısı varken ve bir zamanlar Leeds United'ın yaptığı gibi kiralıdığı oyuncuların bile maaşlarını vermeye devam ederken hala Quaresma, Deco diye sayıklayan efsane (!) bir başkana rağmen Beşiktaş'ın ne yapacağını beklemek düşüyor. Beklerken tabii en iyi dostum faşist yasağa inat sigaram ve çocukluk düşlerim (+ The Stone Roses dinlemek). Bir kısmını sizle paylaşıyım dedim:

Son rakamı çift olan yani Dünya Kupası-Avrupa Şampiyonası'nın olduğu muhteşem yazlardan birinde fark etmiştim Rigobert Song'u... Herhalde kayıp babasından sonra en çok ben sevmişimdir onu... Liverpool'a gelip futbol tarihinin en sıkıcı teknik direktörü olarak sigarayı günde iki pakete çıkarmama sebep olan (2004 şampiyonu Yunanistan'ı mükemmel bir takım olarak nitelemişti!) Gerard Houllier zamanında onu o dünya güzeli kırmızı formayla gördüğümde mutluluktan havalara uçmuştum, maçı izlerken sıkıcı cahil spikerin (Murat Kosova ya da Fuat Akdağ anlatmıyordu o gün) sesini bastırmak için Liverpool'dan çıkan son şahane grup The La's'in "There She Goes"unu sonuna kadar açıp mutluluğun sınırlarını kendi çapımda yeniden çizmiştim. Ama bir gün "Futbola Karşı İşlenen İnsanlık Suçları" mahkemesinde yargılansa müebbetle bile yırtması zor olan Houllier, Song'u 3-5-2'de orta sahanın solunda oynatarak günde 2 paket içtiğim sigaralardan bazılarını ters yakmama bile sebep olmuştu.


Sonra bir sabah gazeteler "Song, Galatasaray'da" manşetleri attığında hayatımın albümü The Stone Roses'ı üst üste defalarca dinlemiştim. Bilmiyorum aranızda bir albümü günde 8 kez hiç sıkılmadan hatta her seferinde daha da çok zevk alarak dinleyen bir deli daha varsa tam olarak nasıl hissettiğimi anlayabilir herhalde. Belki Beşiktaş'a gelmemişti ama olsun en azından Türkiye'deydi, daha da ötesi burada herkese nasıl efsanevi bir savunma sanatçısı olduğunu gösterecek, herkes benim kadar mutlu olacaktı...
Ya Kewell? Herhalde dünyada aldığı her darbeyi kendi vücudumda hissettiğim ikinci bir insan yoktur. Bir başka Houllier kurbanı (4-5-1'in sağ kanadına sıkıştırılmış bir Kewell düşünsenize başlı başına müebbetlik bir futbol suçu değil mi Houllier'nin yaptığı?) olarak kariyeri sakatlıklar nedeniyle düşüşe geçtiğinde "Belki bu sefer olur, belki burada ona karşı hissettiğim sonsuz futbol sevgisini hisseder siyah-beyaz olur" demiştim ki yine olmadı. Beşiktaş da o yaz bir solak aldı: Gordon'dan sonra dünyanın en futbol özürlü Hırvat'ı Seriç! Sadece sinan engingillere mahsustu 6 ay içinde iki kötü Hırvat oyuncu alabilmek ki ben o güne kadar 7 Dünya Kupası, 6 Avrupa Şampiyonası görmüş ama Eski Yugoslavya'dan çıkma yeteneksiz tek bir futbolcu bile görmemiştim! O yüzden ben ve benim gibilere o faşist sigara yasağını uygulamak insanlık suçudur, empati özürlü olmaktır. Nasıl zamanında lise tuvaletinde bir şekilde içiyorsak yine içeriz çünkü nasıl yaşayacağımıza karar verenlere karşı nasıl öleceğimize özgürce karar vermek en doğal hakkımız!
Bu yasak bu yaz olmamalıydı! Biraz empati kurmayı deneyin biraz! Bu sadece çalışan sınıfı kalbinden vuran adi aşağılık krizde, üstelik de Owen bedavaya Man Utd'a gitmişken, ben her şekil içerim arkadaş!

17 yorum:

t2 dedi ki...

Ben bırakalı 9,5 ay oldu . Ertuğrul Sağlam son maçına çımmıştı ve Batuhan bu forma altında son golünü atmıştı ! Günlerden Pazartesiydi ve Beşiktaş Hacettepe'yi 2-1 yenmekteydi ... Şimdi Brezilya Milli Takımının ilk 11'nden iki oyuncu rakiplerimizde ve Beşiktaş aldığı ivmeyi olumlu kullanıp kullanmamakta hala sürüncemede ! 10 numara alma , 10,5 da alma 9'a çeyrek var al ama al artık eb kardeşim , al !

fd dedi ki...

cok güzel bir yazi. tebrikler!

not: aslinda konuyla ilgili bircok daha sey yazilirdi ama bazen sadece tebrik etmek de iyi birsey sanki :)

gkslsrt dedi ki...

Elano, çok iyi bir transfer ve Rijkaard'ın uygulamayı düşündüğü sistem sahiden de 4-3-3'se buna göre bir futbolcu. Direkt Ukrayna'dan Galatasaray'a gelseydi soru işaretleri oluşabilirdi ama İngiltere havası solumuş bir orta saha, o havaya pek alışamayıp öksürmüş olsa bile ciğerlerine İngiliz oyun sistemini bir nebze olsun çekmiştir.

Beşiktaş'a dönersek Ali abi, Leeds örneğini vermişsin ki sonları benzemez umarım. Bu saatten sonra kim transfer edilecek ben de çok merak ediyorum açıkçası.

voodoo girl dedi ki...

"nasıl yaşayacağımıza karar verenlere karşı nasıl öleceğimize özgürce karar vermek en doğal hakkımız!"

budur

erdersson dedi ki...

ali ece.seni skytürk te beğenerek izliyorum.düzenin(kapitalist)adamı olmadığın belli.ama senin gibi düzene isyan eden insanları düzen marjinal hale getiriyor.futbolda düzen nedir peki?endüstriyel futbol nedir?sadece paranın çoğalmasımı?değil tabii.endüstriyel futbol aslında kapitalizm in diğer dallarda yaptığını futbolda uygulamaktır.yani dünyayı 5 büyük ligi izlettirmektir.bunun karşılığında da belli karlar elde edilir.ş.liginde de yine aynı şey vardır.dev takımların küçükleri yutması ve büyük gelirin devlere aktarılması.elano yla ne alakası var acaba.şudur.tr ye gelen yıldızları sezon ortalarında skorlara bakıp çürüğe çıkarırız.bunu medya yapar.medyanın hakem hataları gibi yada başka olumsuz şeyleri gündeme getirmesi hep süper ligden insanları nefret etmelerini sağlamak ve kaliteyi düşürmek.mesela süper ligde çok organize bir gol atar takım yada süper bir gol atar.bu konuşulmaz da defans niçin bu golü yedi diye 1 saat tartışılır.ama avrupa maçlarını yorumlayanlar golün güzelliğini abartılı şekilde verirler.süper ligi izlemek demek ingiltere ve diğerlerini daha az izlemek demek.buda ingilizler için hiç hoş değildir.onun için bu yabancı işbirlikçi medya süper ligin süper olmasını istemez.hep premier lig süper olsun.onun için bu elano vebenzeri iyi transferler bir süre sonra skorlara bakıp çöplüğe atılır.şair ismet özelden kapitalizm hakkında bir yorum:
dünya sistemini sistem olarak ihdas eden ve idame ettiren şey, merkez çevre ilişkisidir. Metropol periferi ilişkisidir. Yani dış ticaret yoluyla bazı imtiyazlı bölgeler kendi güçlerini para ilişkileri suretiyle artırırlar. Temel ilke şudur: Talimatlar merkezden çevreye doğru gider. Talimatların hareketi merkezden çevreye doğrudur. Değerlerin hareketi çevreden merkeze doğrudur. Bu her bakımdan böyledir. Yani çevreyi merkez idare eder, merkezi çevre besler. Çevreden alınan şeyler merkezde yenilir, merkez de çevrenin ne yapacağını tespit eder, belirler.

yani biz premier ligi besliyoruz.diğer sömürü ülkeler gibi.

Ali Ece dedi ki...

Beşiktaş asla Leeds gibi olmaz, Beşiktaş'ı yönet(emey)enler bu şekilde devam ederse icabında Cem Dizdar'ın teorisyenliğinde Fransız devrimivari bir isyan çıkar, taş taş üstünde kalmaz ama Beşiktaş kalır!

scousermania dedi ki...

Çok dogru tespitler. 1.5 sene önce konuştuğum City taraftarı tanıdıklar Elano'yu bir fenomene çevirmişlerdi. Takımla orantılı bir şekilde büyük düşüş yaşadılar ve sonunda aslında stilinin pek de uygun olmadığı PL'den ayrıldı. Inter derken, Milan derken bir baktık ki Gs'de. Emeği geçenleri tebrik etmek lazım olağanüstü bir transfer.

Galatasaray bilgisayarda FM oynarmış gibi transfer yapıyor. FM deyimiyle takımı AML VE AMR lerle doldurdular. Arda-Kewell sol kanadın, Keita-Elano sağ kanadın adamları. Forvette nicelik, sağbekte nitelik, stoperde nitelik, ortasahanın göbeğinde nicelik eksikleri varken 2 mevkiiyi dünya çapında 4 oyuncuyla doldurmak bana biraz israf gibi geldi. Sakın transferi karalamaya çalıştığım sanılmasın.

Beşiktaş'a gelecek olursak bana göre hala en takım gibi takım Beşiktaş. Yabancı bağımlılığı, Türk oyuncuların kalite eksikliği hala birer sıkıntı ama Rıdvan Şimşek, İsmail Köybaşı ve biraz önce duyduğuma göre Onur Bayramoğlu transferleri hem Türk oyuncuların yaş ortalamasını düşürdü, hemde kaliteyi arttırdı. Necip, Serdar, Toraman, Ekrem de her zaman hazır oyuncular. A milli takım tecrübesi de kazandıkları zaman Galatasaray2ın Türk oyuncu çıtasına gelmiş oluruz.

Demirören ve onun berbat yönetiminin başımızdan biran evvel gitmesi dileğiyle.

stalker dedi ki...

sigara yasağı ile ilgili bölümler hariç hepsine katılıyorum :)

elano harbiden bomba transfer ve çok kıskandım.

sonradan görmeler gibi transfer yapan dangalaklar, ellerindeki futbolcuların değerini bilmiyorlar. man city de bunun cezasını çeker, hiç kuşkum yok.

ve evet, bjk leeds olmaz. trde leeds olunsaydı elanoyu gs formasıyla göremezdik. oyuncularının paralarını/primlerini muntazam olarak ödeyemeyen gs ve bjk 30-35 milyon euro harcayabiliyorlarsa hala, diyecek söz yoktur.

gkslsrt dedi ki...

Beşiktaş, Leeds gibi olmaz elbette. En kötü ihtimal, ekonominin çöküp takımın küçülmeye gitmesidir Türkiye'de.

Bu arada Beşiktaş'ın Onur Bayramoğlu'nu aldığı söyleniyor. Doğruysa iyi bir transfer. Belki hemen oynayamaz ama oynayabileceği bir TSL takımına kiralanırsa bir sene sonra kendini geliştirmiş olarak geri döner. Fiziği çok iyidir Onur'un, henüz resmi bir bilgi yok ama.

Baggio dedi ki...

Ali Ece selamlar.Öncelikle bir blogunuzun olduğunu öğrenmemin vermiş olduğu şok ve sevinç arası duygularla bu yorumların yapıldığı yazıyı okuyamadığımı belirtiyim."F" adlı derginizdeki yazılarınızın hastası(blogumda da değinmiştim),Four-four-two da hala takipçiniz ama bir türlü radyo programınıza denk gelemyen biri olarak şu an ne kadar mutlu olduğumu tahmin edebilirsiniz.Evet bu yazıyı okuyamadım ama yorumlardan ve başlıktan anladığım kadarıyla konu Elano ve Beşiktaşımızın transfer beceriksizliği.Fanatik bir Beşiktaşlı olarak Elano transferinin acayip kıskandım.Kendisini City'de takip ederdim.Çok başarılı Avrupaya uyum sağlamış,kaprissiz,kendi halinde çok yönlü bir orta saha adamı.Helal olsun GSye.Benim zaten artık bu yönetimden olumlu bir hareket beklentim yok.Hele transfer söz konusuysa hiç yok.Daha söylencek-yazılcak çok şey var ama ne değişcek ki?Bekliycez bu beceriksiz yönetimin değişmesini.Saygılar

Freak dedi ki...

Pink Floyd-wish you were here, geçen çarşamba günü yaklaşık 11 saat boyunca aralıksız döndü ve içerisi biraz duman olmuştu.sizin gibi deliler elbet var mirim.!

Kelle dedi ki...

Ali Ece, bu yasak bize o lisede tuvalette sigara içerken yaşadığımız heyecanı tekrar yaşatır bakarsın, vapurda arkada içmek az da olsa heyecan veriyor, tavsiye ederim:)

Bir de belki bilirsin sana sorayım dedim, Kewell gelince "biriyle hesabım var, yeniden doğacam, onu utandıracam" tadında konuşmuştu, Houllier mi acaba, belki Benitez de olabilir, ne dersin?

Bu arada "scousermania" ya katılmamak mümkün değil, roy keane sağlamlığında bir takımı var BJK'nın, bence Türk oyuncular 3 büyüklerde çok önemli yere sahip, takım ruhunu onlar oluşturuyorlar.
Kırılma anlarında takıma sahip çıkan yine onlar.

GS'de ise arka Türk gibi güçlü ama hataya oldukça müsait, ön ise world class ama hafif oynak, yani süratli giderken yapılacak bir kazada her an hurdaya çıkabilir. GS, akıllı ve ayağı top yapan bir DC (Neill olabilir), Ernst gibi bir DM/MC almazsa sanırım Avrupada büyük takımlara karşı (belki derbilerde de) Sivas'ın Anderlecht maçında yaşadıklarını yaşayabilir. (Belki Mehmet Topal iş görür DMde ama müzmin sakat oldu, Zan'ı geçti, korkutuyor)

Total Futbol ve Ali Ece'ye saygılarımla...

Adsız dedi ki...

Bjk taraftarı olarak yapılan her pahalı transferin Demirörene bağımlılığı perçinlediğini hissederim..Biraz daha kırılgan bir ruhla alkışlarım transferi..
Zapo ve Sivokun maliyetini sorgulmayan bir kulüp olmak,Gordon faciasında boğulmak,ve Demiröreni tekrar başkanlığa seçmek(eminim).Pardon ama,ne oluyo?

..éL!fF dedi ki...

haldun üstünel aldı, sen yazdın, biz okuduk, çok beyendik!.. :)

donuil dedi ki...

Sayın Ali Ece dökdürmüşsünüz yine. Bu gidişle sevgili 10 numaramız Delgado'nun yolunu gözlemekten başka şansımız yok bence. Ftbolcusunun sezon arasında çok ciddi bir ameliyat geçirip uzun süre olmıyacağını hesaplayamıyan bir yönetimden son dakika da bir mucize golü beklemek biraz hayalcilik oluyur. Bir taraftanda biz bu 90 + gollerini (özellikle fenere) çok attık. Umut fakirin emkmeği misali kulağımız tv haberlerinde gözümüz internet sayfalarında bekliyoruz bakalım.

sellinwarrior dedi ki...

En keyif aldığım Elano transferi yazısıydı..

joe kleine dedi ki...

Konuyla ilgisi yok ama Song'un forması hakikaten mükemmel, adamlar sanat eseri yapmış vallaha.
Bir de yine ilgisiz olacak ama Ali Ece kardeşim Lig radyoda ki programlarıda takip etmeye çalışıyorum ama burada bahsettiğin şarkılar gruplar orada yok, garip değil mi, sizin gibi akil adamların muhabbetlerinin arasına Kenan Doğulu, Serdar Ortaç konması...